31 Ağustos 2009, Pazartesi

Herşeye rağmen

Fenerbahçe'nin sezon başı çok iyi hazırlık devresi geçirdiğini hep gazetelerde okuduk. Herkesin öyle yazdığı ama uygulamada böyle olmadığını dün akşam bir kez daha gördük, takım yürüyor. İlk 45. dakikada Kazım'ın ceza sahasının üzerinden vurduğu kaleyi bulan ve Manisa kalecisinin kurtarışından başka pozisyonu yok. Alex'in direkt kaleye giden vuruşunda sayılmayan golde hakem haklıydı çünkü çift vuruştu. Fenerbahçe ilk yarıda ne oynadı? Koca bir hiç!.. 2. devre Fener'in kaybolan ruhunun gelmesi için bekledik. Fakat bu beklentimiz gerçekleşmedi. "İlk devre yoruyor, sonra vuruyor" diyorlar, çok komik. Manisaspor, Fenerbahçeli futbolculardan yüzde 25 fazla koşuyor. Bu arada Fenerli futbolcuların en fazla yorulan organları gözleriydi. Müthiş göz markajı yapıyorlar. Tamam 3 maçta 9 puan almışınız ama bu futbolla Avrupa kupalarında koşmadan 1 puan alamazsın. Rakip Manisa da birazcık son noktalarda bir iki etkili adamları olsa Fener'e 3-4 gol atması işten bile değildi. O kadar net pozisyonlar yakaladılar ki inanılır gibi değil. Hakem Manisaspor'un penaltısını es geçti. 2. devreye Fenerbahçe ruhunu gelmesini bekledik ama 80'e kadar gelmedi, takım yürümeye devam etti. Fenerbahçe, Emre'nin atılmasıyla 10 kişi kalmasına rağmen yıldız oyuncularının yeteneğiyle maçtan galip ayrılmasını bildi. Maç boyunca seyrettiğimiz gerçekleri gözardı edemeyiz. Çünkü hedef Avrupa... Avrupa'da da yürüyerek başarılı olunmaz. Baştan oynatılmayan, haksızlığa uğrayan Semih Şentürk, gol atarak "Ben bu takımda her zaman oynarım" dedi. Tribündeki büyük bir bayrak ve ısınma formalarındaki Ay-Yıldızlı forma 30 Ağustos için gerçekten çok anlamlıydı. Arka arkaya alınan 12 puan kimseyi aldatmasın çünkü bu böyle gitmez. Atılan iki şık gol de maçtan akıllarda kalan tek güzel şeydi.


BİZE ULAŞIN