30 Ocak 2010, Cumartesi

Rabbena, hep bana!..

Bugünlerde, bazı bayanlar, aralarında konuşurken
"Duydun mu şekerim, Aşk-ı Memnu'nun kitabı çıkmış" diyorlarmış...
Rahmetli Halit Ziya Uşaklıgil'in kemikleri sızlıyordur...
Diziyi bilirler de, Ünlü Romanı bilmezler.
Aslında, bilmediğimiz o kadar şey var ki...

***

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ile dün sabah kahvaltı ettik... İyi ki de etmişiz... Çünkü konu "Tekel İşçileriydi"...
Doğrusu ne siz-ne biz, soğuk havada halay görüntüsü izlemek dışında, konuyla ilgili yeterince bilgi sahibi olamadık bir türlü...
Peki, aslı-astarı neymiş bu işin...

***

Bilmem, biliyor musunuz 4-C diye ünlenen sistem, aslında özelleştirmelerde işten çıkarılmak zorunda kalınan işçilere "emeklilik sürelerini doldurmaları için" tanınan bir imkân... Şuna benzer:
Kalmamış öyle bir Kuruluş...
Yok öyle bir Faaliyet...
Terzide, bakkalda, atölyede çalışıyor olsa, kapı dışında. Patron tazminatı verir, biter...
Devlet diyor ki... Özelleştirdim senin kuruluşunu. Ama işsiz kalma...
Bir: Tazminatını vereyim
(Ortalama 41 bin TL. 85 bin alan da var)
İki: Seni, bir başka Devlet Kuruluşuna 4-C'ye göre yerleştireyim. Tüm primlerini ödemeyi sürdüreyim.
Üç: Tüm sosyal haklarını
da devam ettireyim. Yılda 11 ay çalış, sana 22 gün de izin.
Dört:
Yüksek okul mezununa net 915, liseye 830, okur-yazara da 743 TL vereyim.
Ayrıca, buna 50-84 TL asgari geçim indirimini de ekleyeyim...
(Tekel işçilerinin şu an aldıkları ortalama maaş da bin 500 - bin 600 TL civarında. İtiraz buna)
Tamam mı...
Tamam...
Şimdiye kadar binlerce işçiye uygulanan sistem bu. Kimse itiraz etmemiş, kimse de açıkta kalmamış...

***

Depolar boş, faaliyet durmuş.
"Boş depoda duralım, eski maaşımızı alalım" deniyorsa, böyle şey Dünya'da yok...
Kahvaltıda şu konuşuldu: "Olgu ile Algı farklı"...
Yapılan iş Haklı mı? Değil... Hukukî mi? Değil... "Olgu-gerçek bu"...
Tekel işçilerine ciddi bir haksızlık yapılıyormuş intibaı çıktı. "Algı da bu"...
Peki, niye bu görüntü oluştu...
İşçiler, bir ortam yakaladı. Soğuk hava, bidondan soba, üşümeye karşı çadır, yorgan...
Gazeteciler, Kameramanlar,
nefes nefese Muhabirler, ekranda görünmek isteyen politikacıların ziyaretleri...
Çadırların önü, tüm muhaliflerin toplanma yeri haline geldi mi? Geldi... Şimdi:
"Dur bakalım, ne çıkacak"
deniyor...

***

Türkiye'de 3 milyondan fazla kişi asgari ücretle (577 TL) çalışıyor...
Türkiye'de 3 milyondan fazla işsiz var... Yani, ortam da bu...
Sosyal Devlet, "hesabını-kitabını da iyi yapan" Devlettir. Yoksa, "Müflis Devlet" oluverirsin maazallah...
Devlet gibi, herkes, bakkal, berber, kasap, "hesabını bilmeli"...

***

Bundan iki yıl önce, Özelleştirme kapsamındaki Tekel işçileri, Başbakanı ziyaret ettiler.
"Bize, iki yıl müsaade edin" dediler. "Bu sürede, hem çalışmalar tamamlanır, hem de biz ileriye yönelik planlarımızı yaparız"...
Başbakan,
bu talebi uygun buldu ve gittiği her yurt gezisinde Tekel İşçileri tarafından çiçeklerle karşılandı... Şimdi, 2 yıl sonra kopartılan bu yaygaraya anlam veremiyordur sanırım.
Yine de, çok toleranslı ki, bir kez daha talimat verdi Bakanlarına...
"Hukuki, İdari ve Mali konularda başka ne gibi iyileştirmeler yapılabilir, araştırın" diye...

***

Simidimi bile bitirmemiştim daha, kahvaltıyı kısa kestik...
Bakanlar apar-topar, bu konuyu çalışmaya gittiler...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN