05 Ağustos 2009, Çarşamba

Ruanda... Tanjeviç ne yapıyor şu anda?

Hani bu hazırlık turnuvası ya..O halde ne yapmalı Avrupa Şampiyonasına lay lay lom ritminde hazırlanmalı. En serti Kanada olan, Angola ve Ruanda ile oynayarak biz neye hazırlanıyoruz Allahınızı severseniz? Tanjeviç Hidayet, Semih, Kerem Gönlüm'ü oynatmayarak hangi takımın oyun yapısını deniyor acaba?
Üstelik "Bormio'da sadece teknik taktik değil, maç sonu gerilimine ve stresine de hazırlanıyoruz. Çünkü Avrupa Şampiyonası'nda bu tip gerilimi ve tansiyonu yüksek maçlar oynayacağız. Her şeye hazırlıklı olmalıyız" dedi. Eee peki neden çekirdek kadronu hemen her bulduğun fırsatta yanyana oynatıp maçların her anındaki takımın reaksiyonlarını ölçmüyorsun? Yoksa hala "Benim için Hidayet neyse Bekir Yaramgüme de aynıdır kim daha iyiyse o oynar" demode masalınının altını mı ısıtıyorsun? Beni ağırlık çalışması ve yükleme yapıyor olman değil netice ilgilendirir. Hep netice her zaman netice.. Ruanda acaiplerine yenilerek yenmesini öğrenmeyi sen külahıma anlat.
Avrupa Şampiyonası'nda ilk maçımız Litvanya ile. Seçili takıma göre bu maça başlayacak beşin ve rotasyon pozisyonların belli. Bu takımı hazırla ve gereksiz kreasyonlarla kamuyu haybeye meşkul etme. Futbol oynatarak şamataya boğsanda uzun kamp dönemleriyle Şampiyonaya hazırlanmalar tarihte kaldı. Avrupa takımları, yıldız ve kalibreli oyuncularına yaz boyu ferdi fizik kondisyon çalışmaları yaptırdıktan sonra maksimum 1 ay kala bir araya gelip 2,3 hazırlık turnuvası oynayarak hazırlanıyorlar. Hazırlık maçları da mutlaka hedef turnuva rakiplerine denk takımlar oluyor. Bizimki gibi 74 takımlık FİBA Dünya klasmanı 71.'si Ruanda ile oynayarak "takım ruhu geliştiren" ülke yok.
Bogdan'ın kurutamadığımız huyudur: En iyi durumdaki oyuncuları (Okur, Kaya, Ermal, Tutku, Serkan vb.) takıma almayarak"kendi problemini kendi yaratır" ki sonunda mazeret olarak arkasına sığınabilsin.
Özürlerin efendisi Ay-Yıldız'a Ruanda rezaletini yaşatırken Karadağlılar'ın bulaşmadığı genç milli takım, no-name Türk koçu Mustafa Derin'in elinde Paris'te, Avrupa Üçüncülüğü büyük başarısını yakaladı. Demek ki neymiş Türk antrenörlerinin yetiştirdiğini yine Türk antrenörü derleyip hedef için sahaya çıkardığında Avrupa yeni devlerin ayak seslerini duyuyormuş. O zaman ne diye "son beş yılda tek başarısı olmayan son kullanımı dolmuşa" avuç dolusu para ödüyoruz ki?
Hani ne derdik eskiden tahta sıralarımızda hep bir ağızdan;
Yerli malı Türk'ün malı. Her Türk onu kullanmalı.
BİZE ULAŞIN