03 Ağustos 2009, Pazartesi

Kırmızı ve siyah

Sahada kendisi gibi adı da yabancı olan tonla futbolcu vardı ama Stendhal adlı biri yoktu sandınız, yanıldınız.
Fizik itibariyle yoktu ama manevi varlığıyla Stendhal oradaydı. O bir edebiyat devidir malum. Baş yapıtı ise "Kırmızı ve Siyah" adlı romandır. Restorasyon döneminde devrimden önceki gibi yaşamaya çalışan Fransız toplumunun cesaret kırıcı ve iç karartıcı tablosunu sergilemektedir bu roman.
Hakem ekibi ilk devre kırmızı urbalarla çıktı. İkinci yarıda baktık simsiyah olmuş giysileri. İşte oradan aklıma düştü bu roman ve yazarı.

VAH Kİ VAH
Zaten maça da bakınca romanın içeriğiyle de müsemma şeyler gördüm. Restorasyon dönemindeki 2 takım geçen yıllardan kalma alışkanlıklarıyla yaşamaya çalışıyordu sanki. Dolayısıyla tribünleri ve ekran önlerini dolduranların cesaretleri kırıldı, içleri karardı. Alışılmış bencillikler, tembellikler, uyanık geçinmeler, hile hurdacılıklar, beceriksizlik, hımbıllık, dikkatsizlik, özensizlik gırla gitti sahada.
Keçi boynuzu kabilinden 3-5 pırpırlanmayı ağza çalınan bal sayın, oyuna gelmeyin. Haftaya lig başlar ve paraları kapıp şapur sapur öpüşen idareci-oyuncu kadrolar sapır supur dökülmeler yüzünden hırlaşmaya savrulur.

HİÇ Mİ
"Ne soğuk adamsın hiç mi heyecanlanmadın?" derseniz, "ehh işte" yanıtı veririm. Sivok'un acemice hareketi sonucu gelen penaltı, Alex'in taksitli yürüyüşten sonra Rüştü'yü terse yatırarak attığı golde acuk kıpırdandım mesela. Duygulandığım an ise hemen bu gol sonrası futbolcuların koştuğu köşe tribünde taraftarla sarılıp kucaklaşmasıydı.
BİZE ULAŞIN