16 Nisan 2018, Pazartesi

Türkiye oyun kurucu ülke

Dünyanın yaşadığı delilik halinin en temel sebeplerinden biri; ABD Başkanı Trump'ın, kendi ülkesinin bile anlayamadığı veya kestiremediği zig-zagları ve kendine has üslubudur. Daha 10 gün öncesine kadar; Menbiç'ten çıkıyoruz diyen ABD'nin Başkanı, bu sözlerinden 1 hafta sonra Twitter üzerinden attığı mesajla; 'Suriye'ye bomba geliyor' dedi, Pentagon dahil hiç kimse inanamadı bu sözlere. Cumartesi sabaha karşı sınırlı saldırıyı gerçekleştiren ABD'nin bu eyleminin Rusya'ya yönelik bir saldırıya dönüp dönmeyeceği beklenirken, şimdilik korkulan olmadı. Tüm bu olup bitenler arasında, Türkiye ise soğukkanlılığını korudu. Suriye politikasında, bütün diğer ülkelerin tam tersi her zaman insani, her zaman Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı göstermekte azami dikkatli olan Türkiye, yine bir ülke veya bir hedefin yanında değil, haklının yanında olduğunu, olacağını gösterdi. Suriye üzerinden bugün oynanan oyunları, kendi iç politikasında sıkışan ve gündem değiştirme mecburiyetinde olan ülkelerin güç gösterisi yaptığı bir arena olarak değerlendirebiliriz. Ama Türkiye, en başından bu yana aracı ülke veya kurum kullanmadan kendisi bizatihi devlet olarak hep yapıcı biçimde bu problemin içinde yerini aldı. Biz, gerçek adaleti ve hukuku istiyoruz hem kendimiz hem başkaları için. Ve bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasideki ustalığı da gösterdi ki; Türkiye artık oyun kurucu bir ülkedir dış politikada. Ve Türkiye'siz bir denklemin kurulamayacağı da görülmüştür.

GÜNÜN FOTOSU


Sultanahmet'teki dünyanın en büyük canlı lalelerden yapılmış halı, görenleri kendine hayran bırakıyor.

28 ŞUBAT DEDİĞİN..
Geçen Perşembe Türkiye'de çok önemli bir karar alındı yargıda; 28 Şubat post-modern darbesinde dahli olan 21 komutan, müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yaşları ve sağlık durumları dikkate alınarak karar kesinleşinceye kadar tutuklanmamaları da bence yeni dönemin en doğru kararlarından biridir. Kimsenin kimseden intikam alma gibi bir derdi yok ama '21 yıl sonra neden böyle bir karar alındı, intikam mı alınıyor' diyenlere tam tersine sormak lazım; Demokrasiyi sekteye uğratan, siyasetçiye tuzaklar ve yalanlarla ayar veren, 2001 krizine ve bu ülkenin insanlarının yüzde 50 fakirleşmesine sebep olan, 50 milyar doları cebinden çalınmasına sebep olanların cezalandırılması için neden 21 yıl beklendi? Bu işin askeri ayağı olduğu kadar sivil ayağı da vardı ve darbe, bu iki tarafın işbirliği ile yapıldı. Bugün, 28 Şubat'ın darbe olmadığını söyleyenlere de hayret etmemek mümkün değil. Sivil siyasetin her yönüyle itibarsızlaştırıldığı, yalan ve uydurulmuş senaryolarla yıpratılan, değersizleştirilen siyasetçinin dizlerinin üzerine çöktürülüp "Laiklik elden gidiyor" senaryosuyla milleti yanına çekenler, demokrasiyi ayaklar altına alanlar, ekonomiyi allak bullak edenler, bu ülkeyi IMF kapılarında birkaç milyon dolar dilenmeye mecbur bırakanlar, birkaç milyon için Türkiye'ye her tür operasyonun çekilmesine razı edenlerden hesap sorulmasının hesabını soranlar var ise; bilin ki onlar bu söylediklerimin işbirlikçileridir..
16 NİSAN DEVRİMİ
Geçen yıl bugün, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişi öngören referandumda çıkan sonuç ile birlikte, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin çok önemli bir kilometre taşı da tamamlanmış oldu. Artık tıkanan, aksayan parlamenter sistemin tüm aksaklıklarının giderilmesine yönelik uyum yasaları ile dengelenen yeni sisteme, 2019 Kasım'da yapılacak seçimler sonrasında artık tümüyle adım atılmış olacak. Böylelikle sistemin tıkanmasının önüne çok ciddi bir millet iradesinin hakimiyetiyle geçilmiş olacak. Bugünkü sistemin artık yürümeyen ve özde değil, sözde olması dışında bir yükümlülüğü kalmamış durumlar da düzeltilecek. Bakınız; bugün kaç kişi; Meclis'in denetim yetkisini ve görevini tam anlamıyla yaptığını söyleyebilir? Peki; kaç kişi Meclis'in birinci görevi olan yasama görevini yani kanun çıkarma yetkisini sağlıklı olarak kullandığını söyleyebilir? Dün de bugün de; Meclis'ten geçen kanunların yüzde 90'ı, hükümet tasarısıdır, yani hükümetten gelen yasa tasarıları Meclis'te yasalaşmıştır. Ama yeni sistem ile birlikte, kanun yapma ve çıkarma yetkisi yüzde 100 artık Meclis'te, dolayısıyla milletvekillerinde olacak. Milletvekili olmak kıymetli hale gelecek. Denetim de daha sağlıklı yapılacak. Keza; milletin yüzde 50'den fazla oyunu almış güçlü bir Cumhurbaşkanı, her türlü siyasi dengeden uzak, Meclis dışından gerçek anlamda teknokratlardan kurulmuş bir bakanlar kurulu, çok daha hızlı ve gerçekçi icraat yapabilecek. Yeni sistemde parti sayısının azalacağı doğru ama küçük partilerin veya grupların değerinin artık olmayacağı çok yanlış. Tam tersine; yüzde 50+1 hesabı üzerinden siyaset yapmak zorunda olan Cumhurbaşkanı, bugüne kadar çok umursamadığı yüzde 0.5'lik partileri bile dikkate almak, onların taleplerini de yerine getirmek durumunda kalacak. Sözün özü; demokratik sistem, demokratik devlet, devletle milletin daha fazla buluşacağı yeni sistem, 2019 ile birlikte siyasi yaşamımızda artık etkin olacak. Geçen yıl bugün verilen her 'Evet' oyunun anlamı, tam olarak da budur..
DERİN SÖZ
Kötülük etme kötü düşersin. Kuyu kazma kendin düşersin..
MEVLANA
BİZE ULAŞIN