28 Ağustos 2009, Cuma

Avrupa anahtarı

Zaten tur bir hafta önce Sami Yen'de garanti altına alınmıştı.. Haldun Üstünel'in dediği gibi Cim-Bom Estonya'ya Avrupa Ligi'nin anahtarını almaya gelmişti.. Ve de alacağı bir galibiyetle hem ülke hem de takım puanına katkıda bulunacağı bir 90 dakika oynamaya..
Hep belirtiyoruz ama Galatasaray'da bu sezon ciddiyet-çalışmak-disiplin üçgeni hiç ödün vermeden felsefe haline gelmiş durumda.. Maçtan bir gün önce Le Coq Stadı'ndaki basın toplantısında Rijkaard'ı dinlerken satır aralarından çıkan şu cümleler zaten bu felsefeyi özetliyor: "Geniş bir kadroya sahibiz. Buraya farklı oyuncularla gelmemiz, kolay bir maç olacağı anlamına gelmez. İki takım arasında da G.Saray'ın üstünlüğü var. Bu tartışılmaz. İyi sonuç için çalışmalıyız. Henüz her şey bitmedi".
Ama dün forma şansı bulan bazı oyuncular ne yazik ki bu maçı bir hazırlık maçı gibi değerlendirdiler.. Ve hocalarının söylediklerini kulak arkası ettiler. Bu da gol yollarında son vuruşlarda laubalilik ve orta sahada top kaptırmalarla göze battı.
Aslında ilk yarıda kalemizde ilk 30 dakikaya kadar hiç bir tehlike yaşamadık... Serdar Eyilik, Barış ve Nonda önemli fırsatları kullanamadı. İlk kez ilk 11'de oynayan Elano ise sayılmayan bir gole imza atı. Elano top cambazlığı yapan bir Brezilyalı değil. Tekniği göze batıyor, direk topu arkadaşına geçiriyor.. Görünmüyor gibi duruyor ama topla buluştuğunda iyi işler yapıyor. Nitekim golde Nonda'ya da al da at pasını vermesini bildi.. İki Emre, Sabri, Mehmet Topal oyuna dahil olduktan sonra Arda Kaptan oyunlarıyla öne çıktılar.. Sonuç olarak Galatasaray 6 maç sonunda Avrupa Ligi'ne adım attı. Gerçek sınavı orada verecek.. Bu anlamda dün geceye kadar Rijkaard ve ekibinin kafasında Avrupa'da yol haritasını ve belirleyecek maçlar oynandı diyebiliriz.. Bunlardan biri de dün gece Estonya'da idi.. Ve son olarak herşeye rağmen bir galibiyet gerekirdi.
BİZE ULAŞIN