21 Ocak 2010, Perşembe

Sürgün ilhamı

Merdivenleri ağır ağır çıktım. Az sonra içeride göreceklerimi çok merak ediyordum. Görevli kapı kilidini açtı ve beni içeri buyur etti. O odaya girdiğimde kalakaldım; çok tuhaf hissettim. İçim burkuldu. Her bir ayrıntıya gözüm takıldı. Düşündüm, düşledim... Nasıldı bu küçücük odada 38 ay kalmak?
Geçenlerde Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldim, söyleşi ve ardından kitap imzası yaptım. Gazi Mağusa'dan ayrılmadan önce şehri az da olsa gezmek istedim. Şansıma hava güzeldi. Suriçi denilen tarihi bölgede yürüdüm. Kiliseden camiye dönüştürülen mekanları gezdim. Katedrale minare, mihrap ve minber eklenerek orijinal halinin pek bozulmadığı bir camiye dönüştürülmüş Lala Mustafa Paşa Camii en görkemlisiydi.
En çok merak ettiğim yer de ünlü vatan şairi Namık Kemal'in zindanıydı. Heyecanla bulunduğum oda işte bu zindandı. Namık Kemal'in 1873'te İstanbul'da sahneye koyduğu "Vatan yahut Silistre" oyununun halk arasında büyük beğeni toplaması ve halkın ilgisini Osmanlı Sultanı Abdülaziz'in bir kışkırtma olarak yorumlaması Namık Kemal'i Gazi Mağusa'ya sürgüne göndermişti. O zindan bugün müze olarak kullanılıyor.
Kent, o dönemde daha çok önemli politik suçlular için bir sürgün yeri olmuş; Namık Kemal, Suphi Ezel ve Kutup Osman bu sürgünlerden sadece birkaçı. Ancak ünlü bir şairin üç yıldan fazla yaşadığı bir odanın içinde bulunmak ister istemez insanı etkiliyor. Yalnız kale civarında dolaşmasına izin verilen sürgün günlerinde kullandığı su testisi ve yattığı hasır yatak bile hâla orda duruyordu. Hele masa başında oturan mumya heykelini canlı gibi görünce çok etkilendim. Ya da ben çok sanatçı ruhluyum; ben abartıyorum.
Sürülmek ve bir zindana kapatılmak? Nasıl hisler içindeydi acaba? Hayatının uzun yıllarını sürgünde geçirmiş biri olarak ilhamından bir şey kaybetmediği kesin. Özellikle Gazi Mağusa'daki o odada nice eserler yazmış ve tam 12 eseri Türk edebiyatına kazandırmış.
Bir üstadın yanından ayrıldıktan sonra bu kez de yine ünlü İngiliz şair William Shakespeare'in oyunu "Othello"da bahsi geçen kaleye gittim. Shakespeare'in tragedyasının bir bölümü Kıbrıs'ta bir liman kentinde geçer. 14. yüzyılda inşa edilen Othello Kalesi de ismini bu kahramandan esinlenerek alır.
Günübirlik gittiğim KKTC gezime bir söyleşi, bir kitap imzası, deniz kıyısında enfes bir öğle yemeği, Suriçi'nde gezinti ve iki çok önemli üstadın tarihi mekanlarını sığdırdım. Yoruldum ama değdi.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN