İsmail Çağlar

Kemalizm Cehaleti

KEMALİZM büyük konfor; düşünmüyorsun, okumuyorsun, yıllarca aynı nakaratları tekrarlayıp duruyorsun ve üstüne kendini, çağdaş, batılı, eğitimli, kültürlü diye kutsuyorsun.
Bu öyle bir alışkanlık ve hayat pratiği ki can çıkar huy çıkmaz misali terk etmek mümkün olmuyor. Malum Kurban Bayramı'ndayız. Müslümanların Allah'ın emrini yerine getirip, O'nunla yakınlaşmak için kurban kesiyorlar.
İslamiyet ile ilgili diğer tüm meselelerde olduğu gibi kurbanla alakalı da hatırı sayılır bir birikim var. İslam uleması asırlardır konunun farklı yönlerini tartışmış.
Günümüze kadar gelen büyük bir gelenek var. Farklı görüşler, yaklaşımlar, uygulamalar gündeme gelmiş tartışılmış.
Kimisi taraftar bulmuş, kimisi ise kabul görmemiş.
Ama o da ne!
Meğerse hiçbirisi bizim ergen sosyal medya Kemalistleri kadar akıllı değilmiş. Kimsenin aklına bizim klavye Atatürkçülerinin, sanal vicdanlıların, vulgar batıcıların aklına gelenler gelmemiş.
Neymiş efendim kurban keseceğimize fakirleri doyuracakmışız, yetimleri giydirecekmişiz, borçluların borcunu ödemesine yardım edecekmişiz. Öncelikle kocaman bir SANANE demek gerekiyor.
Hani "benim bedenim, benim kararım" diyorsunuz ya. İşte aynen öyle.
Benim param, benim zamanım, benim ibadetim; SANANE. Ve tabii bir diğer soru; kurban kesenlerin bu saydıklarını yapmadıklarını nereden biliyorlar.
İyilik yapmanın sınırı yoktur. Bir kişi hem kurban kesip hem de diğer iyi şeyleri yapabilir. Hatta genelde yetim doyurmak, borçluların borcunu ödemek, muhtaçla yardım etmek gibi hayır işlerini ağırlıklı olarak dindarların yani kurban kesenlerin yaptığı da ortada duran bir gerçek. Haydi diyelim dindarlar kurban kesiyor ve sayılan diğer güzel işleri yapmıyorlar. Ellinizden tutan, önünüze engel çıkartan mı var.
Onları da siz yapıverin. Hem belki diğer insanlar da sizden örnek alırlar, fena mı olur? Hepsi bir yana bu türden laflar büyük bir had bilmezlik.
Küresel İnsani Yardım 2018 raporuna göre Türkiye dünyada en çok insani yardım yapan ülke.
ABD ve Almanya gibi dünyanın en müreffeh ülkelerini geride bırakarak listenin başında yer alıyor. Böyle bir topluma hayırseverliği, garibanı, fakir fukarayı gözetmesini öğretmek kimsenin haddine değil. Çok uzağa gitmeye gerek yok; devletin ve sivil toplumun Suriyeli mülteciler için neler yaptıkları ortada.
Sayısı 4 milyonu bulan mülteciyi yıllardır misafir eden bir topluma hayırseverlik ve yardımlaşma dersi vermek kimsenin haddine değil. Hele ki bu yardımların büyük çoğunluğunun dindar sivil toplum örgütleri, cemaatler ve tarikatlar tarafından ensar şuuruyla yapıldığı gün gibi ortadayken, bu insanlara kim ne hakla hayırseverlik dersi verebilir? Böyle bir had bilmezlik ancak Kemalizm'e mahsus cehaletle mümkün. Ancak Kemalist ezberlere sıkı sıkıya sarılanlar hala bu tür saçmalıkları dillendirebilirler.
Kendilerinde herkesi yargılamak, kimseyi beğenmemek ve herkese ders vermek cüretini görebilirler. Bu bir davranış bozukluğu aslında. Kolay kolay da düzelmeyecek ama her fırsatta hakikati bir kez daha haykırmak gerekiyor.
Söyledikleri sözlerin akıl, mantık çerçevesinde bir karşılığı olmadığını, boş konuştuklarını, düşünmek yerine sloganları tekrarlamayı, incelemek yerine ezberlerini kuvvetlendirdikleri sık sık hatırlatmak gerekiyor; cahil cahil konuşmayın!