20 Şubat 2020, Perşembe

Gezi’nin 8.günü

Meşhur sözdür.. Hayat ileri bakarak yaşanır, geriye bakarak anlaşılır.

Ahmet Davutoğlu'nun Gezi Davası'nda daha karar açıklanmadan mağdur sıfatıyla yer aldığı davadan çekilmesi…

Abdullah Gül'ün Gezi ile gurur duyduğunu açıklaması..

Ali Babacan'ın "Gezi ile ilgili hiçbir mağduriyetim yok" ifadesi..

Hep geriye bakarak anlaşılacak siyasi manevralar…

Kusursuz bir FETÖ kumpası olan Gezi hadisesi yaşandığında Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı ve Ekonomi Bakanı koltuklarında oturan bu 3 isim 7 yıl sonra neden 'gezi güzellemesi' yapar!

Sorunun cevabını bulmak için filmi 7 yıl geriye sarmak gerekiyor. 3 Haziran 2013'e, yani Gezi'nin 8. gününe. Türkiye'de sokaklar yanıyor. Başbakan Erdoğan, resmi bir ziyaret için Fas'ta.

CHP lideri Kılıçdaroğlu 1 gün önce Kadıköy'de düzenlediği mitingde seçilmiş Başbakan Erdoğan'ı diktatör ilan ediyor. Ve "Milletin yakasından düşme vaktin geldi. Eğer adam gibi adamsan istifa et" diyor!

Daha sonra İstanbul'dan Ankara'ya geçiyor ve dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşüyor. Ne mi konuşuyorlar? Onu da Kılıçdaroğlu kendisini takip eden gazetecilere anlatıyor. " Cumhurbaşkanına yetkileri olduğunu hatırlattım!" Bunun anlamı şu: Cumhurbaşkanı Gül'e açık açık "Erdoğan'ı tasfiye et" diyor CHP lideri…

Peki Gül ne yapıyor? "Demokrasi sadece seçim demek değil" diyor! Artık ne demek istediğinin yorumunu size bırakıyorum.

Bir sonraki gün FETÖ'nün operasyon gazetesi Taraf şu manşetle çıkıyor: Gül yönetime el koydu!" Spottaki cümle en az manşet kadar ilginç: '10 yıldır incinenler olabilir' diyen Cumhurbaşkanı Gül, krize giren Türkiye'yi yönetilebilir hale getirmek için hükümet ve direniş temsilcileriyle görüştü!

O esnada Meral Akşener de Gezi olayları ile Mısır'ın Tahrir Meydanı arasında bağlantılar kuran ilginç tweetler atıyor ve Erdoğan'ı eleştiriyor.

Bu anlattıklarımızın tamamı Erdoğan yurtdışındayken oluyor. Sonra Erdoğan dönüyor ve selden kütük kapma niyetindeki arkadaşların hevesleri kursaklarında kalıyor.

Bütün bunları niye mi hatırlattık? Bugün kendilerine millet ittifakı adını veren HDP destekli ittifakın temellerinin Gezi'de atıldığını göstermek için. Hatta tarih de verilim. 3 Haziran 2013 günü kuruldu bu ittifak.

Şimdi o ittifaka yıllardır dışardan destek veren siyasi aktörler sahaya inmeye hazırlanıyor.

Yoksa durup dururken niye Gezi güzellemeleri yapsınlar? Niye CHP tabanına şirin gözükmek için "Siyasal İslam bütün dünyada çöktü" deme ihtiyacı duysunlar?

CHP'deki tek adaylı kongre dayatmaları, televizyon boykotları hep bu projeye karşı çıkacak isimleri tasfiye etmek için… Plan büyük.. 2018'de Abdullah Gül'ü çatı aday yapamayan Kemal Bey, bu kez işini sağlama alıyor…

Türkiye'de bir sonraki seçim Erdoğan ile Gezi'nin adayı arasında geçecek…

Meselenin özü bu…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA