15 Ocak 2021, Cuma

Kitap ve silah!

Ayaklarında ayakkabı yok, üstü başı berbat bir çocuk.
Karşısında bir fırın var, yanında kitapçı dükkanı.
Bütün gün ağzına lokma girmeyen çocuğun gözleri kitapçı dükkanını tercih ediyor.
Vitrinde çocukluğunda okuduğu bir kitaba rastlıyor belki., Buna karşılık karnını doyurabildiği ekmekler ona her zamankinden daha tanıdık ama çocuk kitap okuduğu için hapislerde çürüyen bir babanın oğlu olduğunu da unutmuyor.
Sistemin nimetlerinden yararlanan bir babanın oğlu olsa ne ayakları çıplak olurdu ne karnı aç!
Not: Bunlar ya film sahnesidir ya da kitapların ilgisini çeken çocukların hala var olduğunun belgesi.

***

Böyle bir sahne ekranlardaki dizi filmlerinde asla ilgi görmez.
Bir çocuğu böyle sahnede kullanmak isteseler, çocuğu silahçı dükkanıyla cep telefonu dükkanının karşısına dikerler.
İhtimaldir ki çocuğun gözlerini silahçı dükkanına mıhlarlar.
Hatta bir punduna getirir çocuğu dükkanın içine sokup, silahın nasıl kullanılması gerektiğini de gösterirler.
O dizilere bayılanlar; modern çağın gerekleri bahanesiyle ekranlara yerleştirilen engerekleri asla görmez.
O engerekler ne adalet bıraktılar ne asalet. Yürek ağaçlarını bile kuruttular.

***

En kolay harcananlar; televizyonlara kurban olan annelerin babaların çocuklarıdır.
Ayağında ayakkabı olmadığı halde kendini kitaplarla doyurmayı düşünen bir çocuk bu ülkeden umudumuzu kesmememiz gerektiğinin resmidir.
Ama eline silah tutuşturulan ve bilinçaltına şiddet yüklenen çocuklar gelecekteki büyük yangınların anonsudur.
O çocukların ya gözleri karartılıyor ya hayatları.

***

Bugünün çocukları yarın emanetlerini geri almaya gelecekler.
Onlara "kitap mı silah mı?" diye sorulmasına gerek kalmayacak.
Onların tercihlerini şimdiki zamanın umarsız büyükleri belirledi.
Ve çocuklukta enjekte edilen zehir hiçbir zaman adresini şaşırmamıştır.

Mutluluk Takvimi
Çocuklara kağıttan oyuncak yap.
Sokaktaki anne köpeği doyur.
Kimse gereğinden fazla değer verme.
Cam kenarında kahve iç.


Bu şehirde yaralı
Birini bıraktın
O gün bugündür yüzü
Gülmeyi bilmez
Şarkıları yasta
Kalbinden hasta
Senden başkasını
Sevmeyi bilmez

Yokluğunda kanayan
Bir şehirdir gözlerim
Gözlerimde çoğalan
Bir nehirdir gözlerim

Yarım kalan sevdamız
Ağlarken başucumda
Tek başına yaşanmıyor
Bıraktığın İstanbul'da
Hakkı Yalçın


Haksız hukuka seyirci kalmayan hukuka gerçek hukuk denir.

Marka!
Sokakta müzik yapan insanlar var, önlerindeki gitar kutusunun içinde belki sadece ekmek ve süt parası var.
Piyasada satılan kaşar peynirinin içinde neler var neler.
Katı yağlar, süt diye yutturulan buzağı maması, patates ve daha bilmediğimiz bilumum sağlıksız maddeler de caba.
Gitar çalan çocukların alın terine gösterilmeyen saygı yıllardır ambalajla bizleri zehirleyenlere gösteriliyor.
"Markalaşma" dedikleri bu!
Ve o markalar pandemi döneminde üçe katladılar fiyatlarını.
Halk bu meselenin neresinde derseniz, sokakta gitar gençleri gürültü yapıyor diye şikayet edenler, o peynirlerle evlerine sokulan mikroplara alkış tutsunlar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA