07 Aralık 2017, Perşembe

Turkuvaz Medya Neden Hedefte?

Turkuvaz Medya hedefte çünkü oyunu bozuyor. Bir an arkanıza yaslanın ve Gezi kalkışmasından 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar son yıllarda yaşadığımız tüm kritik dönemeçlerde başta Turkuvaz Medya olmak üzere yerli ve milli medyanın olmadığını düşünün. Bugün bambaşka bir Türkiye'de yaşıyor olurduk.
Gezici vandalların dünyanın başka yerlerinde yaşanmış şiddet görüntülerini Türkiye'de yaşanmış gibi sunduğunu nasıl öğrenecektik?
17-25 Aralık'ın bir yolsuzluk operasyonu olmadığını, FETÖ'nün bir tezgahı olduğunu yüksek sesle hangi medya organı haykıracaktı?
15 Temmuz'a yerli ve milli medya organları ilk dakikadan itibaren çok net bir şekilde karşı çıkmasaydı, önceki darbelere destek vermiş sözümona merkez medyanın tutumu ne olurdu?
Tankın üstüne en önce ben çıkarım diyen Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz gecesi kendisine yol açan tankların arasından kaçıp gittiğini nereden öğrenecektik?
Şu an ABD devam eden Kumpas davasının siyasi bir dava olduğunu, amacın Türkiye'ye hesap kesmek olduğunu kim yüksek sesle söyleyecekti?
Bu sorulara doğru cevapları veriyorsak, başta Kılıçdaroğlu olmak üzere tüm gayrı milli unsurların neden Turkuvaz medyaya diş bilediğini anlarız.

FETÖ'NÜN GÜCÜ YETMEDİ KILIÇDAROĞLU'NUN DA YETMEZ
Kılıçdaroğlu yerli ve milli medyayı tehdit etmiş, boynunuza ne takacağımı biliyorum diyor. Sokaktaki insandan siyasetçisine, herkes bu sözle neyin kastedildiğini anlar. Nasıl ki ABD'de bir siyahiye muz sallarsanız bu ona maymun dediğiniz anlamına gelirse, Türkiye'de de 'ben senin boynuna ne takacağımı biliyorum' dediğinizde yağlı urgan anlaşılır.
Yani Kılıçdaroğlu atv ve aHaber'in şahsında kendisi gibi düşünmeyen, kendisinin şakşakçılığını yapmayan medya kuruluşlarını ölümle tehdit ediyor.
Milletvekili dokunulmazlığının arkasına saklanıp ona buna iftira atmak, ölümle tehdit etmek kolay tabi.
Peki tehdidini gerçekleştirebilir mi? Allah fırsat vermesin, gücü yetse yapacağı ortada. Daha önce Gürsel Tekin seçimin ertesi günü yerli ve milli medyanın kapısına kilit vurmakla tehdit ettiğine genel başkan olarak hiç itiraz etmemişti. Şimdi de dostlar alışverişte görsün diye bile 'yanlış anlaşıldım' açıklaması yapmıyor. Demek ki kastettiği şey açık, seçik, belli. Gücü yetse yapacağı da ortada. Ama gücü yetmiyor işte.
Olamaz ya, iktidar olsa da gücü yetmez.
FETÖ gibi askeri, polisi, mahkemeyi ele geçirse de gücü yetmez. Bu imkanlara sahip olanların 15 Temmuz gecesi aHaber'i susturamadıklarını gördük.
Bugün de onların siyasi uzantıları susturamayacaklar.

KUDÜS MESELEMİZ
ABD Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımaya hazırlanıyor. İsrail'i iyice şımartacak, sorunu çözümsüz hale getirecek, bölgede yeni çatışmalara kapı aralayacak bu isabetsiz kararın yanlışlığını anlatacak, anlayacak bir muhatap da yok. ABD yönetimi uzun süredir bir akıl tutulması içerisinde. Bir yanda ne yapacağı belli olmayan bir başkan, diğer tarafta onunla mücadele etmeye çalışan, onu çevrelemeye çalışan yapılar. Tablo kötü ve karamsar.
Dünyadan ve özellikle Müslüman coğrafyasından dişe dokunur tek tepki de Türkiye'den geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan doğruları her zamanki gibi yüksek sesle dillendiriyor ve eşzamanlı olarak toplumsal duyarlılık yükseliyor.
Cuma günü namazdan sonra tüm yurtta protestolar ve gösteriler olacak. Dileğimiz bu yanlış karardan dönülmesi. Bu arada da oturup kendi sorumluluklarımız üzerine düşünelim. Müslümanlar Kudüs meselesinde bile birliği sağlayamıyorlar.
Onu, bunu suçlamaya çok da gerek yok.
Hata bizde!

CEVABI BELLİ SORU
Müslüman coğrafyalarının işbirlikçi, batı sevdalısı yöneticileri Trump'ın Kudüs kararına şiddetli tepki gösterecekler mi?
BİZE ULAŞIN