10 Ağustos 2018, Cuma

Gözükmeyen Başarı

BEKLENİLDİĞİ gibi yaz sıcak geçiyor. Bir yandan Amerika ile yaşanan kriz, diğer tarafta ise ekonomide özellikle dolar kurundaki hareketlilik var. Tüm bunlar olurken yeni sistemin inşası hız kesmeden devam ediyor. Seçimlerden önce cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklanan yeni sistemin kurumları bir bir teşekkül ediyor ve üst düzey bürokrat atamaları yapılıyor.
Öte yanda muhalefet var. Orada da hareketli bir gündem var ama bildiğimiz hareketler; genel başkan kim olacak, kongre olacak mı, kim gidecek kim kalacak. Muhalefet cephesinde Türkiye'nin geleceğine dair yapıcı bir gündem yok maalesef.
Gündemin yoğunluğu, hızla değişmesi, ekonomideki inişli çıkışlı gidişat arkamıza yaslanıp neler olup bittiğine bakmamızı ve olumlu yönde seyreden dönüşümü fark etmemizi engelliyor. Farkında değiliz ama Türkiye parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişi neredeyse sıfır sorun ile hallediyor. Mesele sadece başbakanlığın kaldırılıp, cumhurbaşkanının icranın başına geçmesinden ibaret değil.
Parlamenter sistemde başbakanlığa bağlı birçok kurum vardı. Bu kurumların da yeni sisteme intikali yapılıyor. Kimi kurumlar ilga edilip yerlerine yeni sistemin tabiatına uygun başkaları kuruluyor. Bazı kurumların ise işlevi diğerleri arasında bölüştürülüyor.
Eskiden devletin yapısında bir değişiklik olmadığı halde, bir hükümet yıkılıp yenisi kurulunca günlerce süren bir geçiş dönemi yaşanırdı. Bürokratlar daha hükümet yıkılmadan "nasıl olsa yeni bakan gelecek" mantığı ile imza atmayı bırakırlardı. Devletin çarkı neredeyse dururdu. Gündelik işleyişe dair meselelerin dışında ne varsa bekletilirdi. Yeni yatırımlar yapılmaz, kararlar alınmazdı. Tablo yeni hükümet göreve başlayınca da bir müddet böyle devam ederdi. Bakanlık devir teslimi, yeni bakanın bürokratlarını belirlemesi, bakanlığı tanıması, tebrikler, ziyaretler derken 1-2 aylık bir süre geçerdi. Ve tabii sonrasında her şeye sil baştan başlanırdı.
Türkiye'nin 90'lara dair bu türden yönetim hastalıkları AK Parti döneminde önemli ölçüde giderilse de sistem aynı arızaları doğurmaya müsaitti. İşte cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bu sorunlar giderildi. Ve şimdi önceden olsa hükümet değişimde yaşanacak olan sorunların hiçbirisini yaşamadan sistem değişikliğini tecrübe ediyoruz. Sadece bakanlar, bürokratlar, müsteşarlar yani şahıslar değişmiyor. Aynı zamanda usul de, sistem de, model de değişiyor ama her şey planlandığı şekilde sorunsuz olup bitiyor.
Şüphesiz geçişin sağ salim gerçekleşmesinde zikredilmesi gereken ilk faktör cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi liderliği. Herkes biliyor ki sistem de, bakan da, müsteşar da değişse Erdoğan devletin direksiyonunda. Siyasi iradeyi kullanan başkan yerinde duruyor. Ne başkan da ne de irade de bir değişiklik yok. Dolayısı ile kimsenin devir teslimi, belirsizliği, görev değişikliğini bahane ederek işleri yavaştan almak gibi bir konforu yok.
Bir diğer avantaj ise Erdoğan'ın mimarı olduğu yeni sistem. Vesayetçi parlamenter sistem olarak isimlendirilen eski sistemden başkanlık sistemine geçmek başlı başına olumlu ve sorunsuz. İşlemeyen, aksayan, arıza çıkartan bir düzenden etkili, verimli ve sorunsuz bir sisteme geçiyoruz.
Dolayısı ile geçişten kaynaklanan sorunlar tabiatı gereği asgariye inmiş durumda.
Burada büyük bir başarı hikayesi var aslında, bu toplumun başarısı. Bugün çok farkında olmadığımız bir başarı.
İleride bugünlerin siyasi tarihini yazacak uzmanlar geriye dönüp baktığında bu başarının hakkını teslim edecektir.
BİZE ULAŞIN